INTRODUCTION: Preeclampsia affects 3-8% of pregnancies, leading to serious maternal and fetal morbidity. The clinical significance and course of isolated gestational proteinuria (IGP) are unclear. The aim of this study was to determine the incidence of preeclampsia in pregnant women with IGP and to compare maternal and perinatal outcomes.
METHODS: Pregnant women with normotensive blood pressure admitted to our hospital due to IGP were followed until delivery and divided into two groups based on whether they developed preeclampsia. Patients with preeclampsia were subgrouped as severe or non-severe. Maternal characteristics, clinical and laboratory findings, and pregnancy outcomes were analyzed.
RESULTS: Of 117 women with IGP, 41 (35.0%) developed preeclampsia. Median 24-hour proteinuria was higher in the preeclampsia group (525 mg vs. 393 mg), but the difference was minimal (p = 0.067). Although severe maternal outcomes were similar, preeclampsia cases had significantly higher rates of preterm delivery, fetal growth restriction, low birth weight, and Neonatal Intensive Care Unit (NICU) admission (all p < 0.01). Fourteen of 41 preeclamptic patients (34%) met the severe criteria. Severe preeclampsia cases had the highest 24-hour proteinuria (p = 0.003) and the lowest gestational age and birth weight. NICU length of stay was also significantly longer.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Although serious maternal complications are not significantly higher, neonatal outcomes are significantly worse in those who progressed to preeclampsia. Therefore, IGP should be considered a high-risk condition and requires close monitoring.
Keywords: preeclampsia, isolated proteinuria, 24 hours urine-protein, IGP
GİRİŞ ve AMAÇ: Preeklampsi, gebeliklerin %3–8’inde görülen ve ciddi maternal ile fetal morbiditeye yol açan önemli bir obstetrik komplikasyondur. Ancak izole gestasyonel proteinürinin (İGP) klinik önemi ve seyri halen net değildir. Bu çalışmanın amacı, İGP’si bulunan gebelerde preeklampsi gelişme sıklığını belirlemek ve bu hastalardaki maternal ve perinatal sonuçları karşılaştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Normotansif olup İGP nedeniyle hastanemize başvuran gebeler doğuma kadar prospektif olarak takip edildi. Hastalar, gebelik sürecinde preeklampsi gelişip gelişmemesine göre iki gruba ayrıldı. Preeklampsi tanısı alan olgular ise şiddetine göre “şiddetli” ve “şiddetli olmayan” olarak sınıflandırıldı. Tüm olguların demografik özellikleri, klinik ve laboratuvar bulguları ile gebelik sonuçları değerlendirildi.
BULGULAR: İGP’si bulunan 117 gebeden 41’inde (%35,0) preeklampsi gelişti. Ortalama 24 saatlik idrar proteinüri düzeyi preeklampsi grubunda daha yüksek olmasına rağmen (525 mg’a karşı 393 mg), fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,067). Ciddi maternal komplikasyon oranları benzer olmakla birlikte, preeklampsi gelişen olgularda erken doğum, fetal büyüme kısıtlılığı, düşük doğum ağırlığı ve yenidoğan yoğun bakım ünitesine (YYBÜ) yatış oranları anlamlı derecede yüksekti (tüm p < 0,01). Preeklampsi gelişen 41 hastanın 14’ü (%34) şiddetli kriterleri karşıladı. Şiddetli preeklampsi olgularında 24 saatlik proteinüri düzeyi en yüksek (p = 0,003), gebelik haftası ve doğum ağırlığı ise en düşüktü. Ayrıca YYBÜ’de kalış süresi anlamlı derecede uzundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ciddi maternal komplikasyon oranları artmamakla birlikte, preeklampsiye ilerleyen olgularda neonatal sonuçlar anlamlı derecede olumsuzdur. Bu nedenle İGP, yüksek riskli bir obstetrik durum olarak değerlendirilmelidir ve gebelik süresince yakın takip gerektirir.
Anahtar Kelimeler: preeklampsi, izole proteinüri, 24 saatlik idrar-protein, izole gestasyonel proteinüri