Volume : 15 Issue : 2 Year : 2026
Index
Membership
Application
Clinical Characteristics, Management, and Early Outcomes of Neonatal Tachyarrhythmias [Kocaeli Med J]
Kocaeli Med J. 2026; 15(2): 78-84 | DOI: 10.5505/ktd.2026.90768

Clinical Characteristics, Management, and Early Outcomes of Neonatal Tachyarrhythmias

Dilek Borakay, Gökmen Akgün, Recep Şiyar Balık, Ali Orgun
Department of Pediatric Cardiology, Kocaeli City Hospital, Kocaeli, Turkey

INTRODUCTION: Neonatal tachyarrhythmias are rare but clinically significant and may rapidly lead to hemodynamic compromise. Early recognition and appropriate management are essential to prevent serious complications. This study aimed to evaluate the clinical characteristics, treatment strategies, and early follow-up outcomes of neonates diagnosed with tachyarrhythmia at a referral center.
METHODS: This retrospective study included neonates (0–28 days) diagnosed with tachyarrhythmia at a tertiary referral center. Demographic, clinical, electrocardiographic, echocardiographic, treatment, and follow-up data were analyzed. Tachyarrhythmias were classified based on ECG and/or 24-hour Holter recordings. Treatment strategies were evaluated according to hemodynamic status, and recurrence was assessed during follow-up.
RESULTS: A total of 21 neonates (11 females, 10 males) were included. Narrow-QRS tachyarrhythmia was observed in 85.7% of cases. Supraventricular tachycardia (SVT), predominantly reflecting an atrioventricular re-entry mechanism, was the most common diagnosis (71.4%), followed by atrial flutter (23.8%) and atrial tachycardia (4.8%). Intravenous adenosine restored sinus rhythm in 66.7% of cases, whereas 33.3% required additional antiarrhythmic therapy and/or synchronized cardioversion. Propranolol monotherapy was the most frequently used maintenance therapy (52.4%). During a median follow-up of 11 months (range: 1–30 months), recurrence occurred in four cases (19.0%), all diagnosed with supraventricular tachycardia.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In conclusion, supraventricular tachycardia, predominantly reflecting an atrioventricular re-entry mechanism, was the most common neonatal tachyarrhythmia in this single-center study. Although adenosine was effective as first-line therapy in most cases, some patients required additional antiarrhythmic therapy and/or cardioversion. Propranolol was the most commonly used maintenance therapy. Close follow-up during the first year of life is important for early detection of recurrences.

Keywords: Neonate, supraventricular tachycardia, atrial flutter, tachyarrhythmia, antiarrhythmic therapy


Yenidoğan Taşiaritmilerinin Klinik Özellikleri, Yönetimi ve Erken Dönem Sonuçları

Dilek Borakay, Gökmen Akgün, Recep Şiyar Balık, Ali Orgun
Kocaeli Şehir Hastanesi, Çocuk Kardiyoloji Kliniği, Kocaeli, Türkiye

GİRİŞ ve AMAÇ: Yenidoğan taşiaritmileri nadir, ancak hızla hemodinamik bozulmaya yol açabilen klinik olarak önemli aritmilerdir. Erken tanı ve uygun tedavi ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından gereklidir. Bu çalışmada taşiaritmi tanısı alan yenidoğanların klinik özelliklerinin, tedavi stratejilerinin ve erken dönem izlem sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu retrospektif çalışmaya, Nisan 2023 ile Kasım 2025 tarihleri arasında üçüncü basamak bir merkezde taşiaritmi tanısı alan ve izlenen 0–28 günlük yenidoğanlar dahil edildi. Demografik özellikler, klinik başvuru bulguları, elektrokardiyografik ve ekokardiyografik bulgular, tedavi stratejileri ve izlem sonuçları değerlendirildi. Taşiaritmiler elektrokardiyografi ve/veya 24 saatlik Holter kayıtlarına göre sınıflandırıldı. Tedavi stratejileri hemodinamik duruma göre değerlendirildi ve izlem sırasında nüks araştırıldı.
BULGULAR: Toplam 21 yenidoğan (11 kız, 10 erkek) çalışmaya alındı. Olguların %85.7’sinde dar QRS taşiaritmi saptandı. En sık tanı, ağırlıklı olarak atriyoventriküler re-entry mekanizmasını yansıtan supraventriküler taşikardi (SVT) (%71.4) olup, bunu atriyal flutter (%23.8) ve atriyal taşikardi (%4.8) izledi. İntravenöz adenozin olguların %66.7’sinde sinüs ritmini sağlarken, %33.3’ünde ek antiaritmik tedavi ve/veya senkronize kardiyoversiyon gerekti. En sık kullanılan idame tedavisi propranolol monoterapisiydi (%52.4). Medyan 11 aylık izlem süresinde (1–30 ay) dört olguda (%19.0) nüks gözlendi ve bu olguların tümünde supraventriküler taşikardi vardı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, bu tek merkezli çalışmada yenidoğan taşiaritmileri içinde en sık, ağırlıklı olarak atriyoventriküler re-entry mekanizmasını yansıtan supraventriküler taşikardi saptandı. Adenozin çoğu olguda ilk basamak tedavide etkili olmakla birlikte, bazı hastalarda ek antiaritmik tedavi ve/veya kardiyoversiyon gerekti. En sık kullanılan idame tedavisi propranololdu. Yaşamın ilk yılında yakın izlem, nükslerin erken saptanması açısından önemlidir.

Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, supraventriküler taşikardi, atriyal flutter, taşiaritmi, antiaritmik tedavi


Corresponding Author: Dilek Borakay, Türkiye
Manuscript Language: English
×
APA
NLM
AMA
MLA
Chicago
Copied!
CITE